22 Mayıs 2012 Salı

Bu Aralar...


Bu aralar hep eskiler geliyor aklıma hiç aklımdan çıkartmadığım eskiler... Eski demek hakaret gibi geldi dostlar eski değil zaman eski sadece...

Tavuk kızarttığım zaman, çalacak bir kapıya ihtiyaç duyduğumda aklıma Türkanım geliyor ve ardından iki damla gözyaşı. 

Çiyelek (çilek) mürebbesi (reçel) yediğim zaman aklıma canım dostum Vüsaylem(vüsale) geliyor ve gözyaşı.

Kaşarlı yumurta yapınca uzayan yumurta deyip bahaneyle peynir yediren Fatma Abla geliyor. Musa, Harun ve Hatice İlknur...

Her ders çalışmam lazım dediğimde ve her dosta dertleşmeye ihtiyacım olduğundan aklıma Şulem, Edim..

Karşısına geçtiğimde hiç konuşmadan derdimi sevincimi anlayan, kıyısında dinlendiğim Handan Ablam..

İki yaş sendromu olan bir kız çocuğu annesi gördüğümde aklıma Meryem Hocam..

Eksiksiz her anını kaçırmadan izliyormuş gibi dizi anlatan (henüz rastlamadım) Hafizem..

Dert ortağım, komşum Safiye Hocam..

Gamze abla yaaa diye başlayan cümleler kuran Canım Makbulem..

Sıcak, samimi, içten, anlayan, dinleyen Muzo'nun annesi Sümeyye Abla..

Aklıma her sessiz sinema geldiğinde Canım Kızım Sema, Canım Kızım Adile, Canım Kızım Ayşenur... Ah Ah...

Murat'ın güzel annesi Günay Hocam, Vefalı Canım Pervanem, çok özlediğim Canım Humay..

Cılız, sıska ama inanıyorum evlendikten sonra o da kilo alacak Ebrum:)
Daha kimler kimler...

Onlar benim parçam olmuşlar, ailem olmuşlar. Ben farkına varmadan nasılda bağlanmışım meğer. Özlüyorum bu duygunun tarifi yok kesinlikle. Dostluk kıyısında huzur bulduğum dinlendiğin senden bir parça olandır... Ben bu kıyıları çok özlüyorum... 

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Nedir Evlilik?


Gerçekten evlilik nedir? İlla evlenmek mi gerekir? Hayatın gayesi mi? Olmazsa olmaz olduğu için yapmak zorunda mıyız? Yoksa millet ne der kaygısından dolayı mı evleniriz?

Yeni evlenen bir arkadaşımın 'Eğer nişanlılık döneminde benim yaşadığım sıkıntıları yaşasaydın yine de evlenir miydin?' sorusu üzerine bir yığın soru sordum kendime. Yukarıdaki sorular bunların bir kaçı. Ne zamandır yazmak istedim ama malum eskisi kadar boş değilim. Bu soru bingo soru gerçekten hele hele dördüncü yılını doldurmak üzere olan biri olarak. Öncelikle hayatının hangi devresinde olursa olsun ne istediğini bilmeli ve aldığı kararın her zaman arkasında durabilmeli diye düşünüyorum. Eşime aşık olmadım onu sevdim ve evlenmek için kendi kriterlerime göre bana en iyi eş olabileceğine karar verip evlilik için adım attım. Şimdi hayatımın en önemli bu kararını  verirken önüme hangi engel çıkarsa çıksın kesinlikle vazgeçmezdim. Çünkü bu benim hayatım mutlu olacak olan da benim mutsuz olacak olanda. Mutlu edecekte benim, mutsuz edecekte...

Peki kriterlerine uygun olduğunu düşündüğün eşinle hiç mi kötü günün olmadı? Her şey filmlerde ki gibi gül gülistan mı? Tabi ki değil. Özellikle ilk yılım işimin stresinden dolayı o kadar kötüydü ki anlatamam. Hiç abartmıyorum göz yaşı akıtmadığım gün geçmedi. Bir taraftan evliliğe alışmak diğer taraftan hiç beklemediğin bir iş stresi... Kabus gibiydi, hatırlamak bile istemiyorum... Ama çok şükür o günleri de atlattık. Nasıl peki? Babama daha dün sordum annemle bu kadar yıl bu günlere nasıl gelebildiniz diye. Cevap aslında çok basit. SAYGI... Evet yaşadığın zorluklara saygı, ne olursa olsun eşinin ailesine karşı saygı, eşinin doğru bildiği yanlışlarına karşı saygı, yeme kültürüne karşı saygı, elinden geldiği kadar saygı... Tabi ki sevgi hatta en önemlisi. Sevdikten sonra gerisi daha kolay oluyor sanırım. Kilo aldığım dönemlerde eşime sık sık beni artık beğenmiyor musun diye sorardım. Cevap; Ben seni sevdim bir kere...

Evlenmek şart değil, şart olduğu için yapılabilinecek bir şey değil kesinlikle... Öncelikle yuva kurmak bu kadar basit değil. Gittiği yere kadar götürürüm diye yola çıkılmamalı. Tabi ki bu yolda sorunlar, aksaklıklar, kırılmalar olacak, olmazsa bir sorun var demektir. Bunlara karşı tavrımız önemli olan en ufak bir sorunda bitirmek aklımıza geliyorsa biz evlilik için olgunlaşmamışız demektir. Hayat toz pembe değil hele bir erkekle hiç değil. Eşim hep der seninle ilgili hiç sorunum yok sadece şu küsme huyun olmasa diye. Benimde eşimle ilgili keşke böyle değil şöyle olsaydı dediğim zamanlar oldu. Ama şunu kabul etmek gerekir ne ben onu ne de o beni değiştiremez. Birbirimizi kabul edip ona göre davranmak en doğru olanı. Netice de mükemmel bir insan yoktur. Şu zamana kadar sorunsuz gelmemizin en önemli sebebi birbirimizi olduğu gibi kabul etmek... Bunu başarmak çok zor olsa da imkansız değil bence.

Saygı, Sevgi, Sabır....